KANSER > KANSER TÜRLERİ ► Meme Kanseri ► Erken Teşhis, Tanı ve Evreleme

Erken Teşhis, Tanı ve Evreleme


Tarama terimi, herhangi bir semptom taşımayan kişilerde, kanser gibi hastalıkların bulunması için kullanılan test ve muayeneler anlamına gelmektedir. Meme kanseri ne kadar erken tespit edilirse,tedavi şansı o kadar yüksektir. Amaç, semptomlara neden olmaya başlamadan önce kanseri tespit etmektir. Meme kanserinin büyüklüğü ve yayılma kapsamı, hastanın durumu konusunda öngörüde bulunmada önemli faktörlerdir. Çoğu doktor, meme kanserinin erken tespit edilmesi için yapılan testlerin her yıl binlerce kişinin hayatını kurtardığını düşünmektedir. Burada verilen talimatlar izlenerek meme kanseri erken evresinde tespit edilebilir ve başarıyla tedavi edilebilir.

Meme Kanserinin Erken Tespitinde ACS (Amerikan Kimya Derneği) Önerileri

ACS, meme kanserinin semptom görülmeyen kadınlarda erken evrede tespit edilmesinde aşağıdaki ana esasları önermektedir:

Mamogram:40 yaş ve üzerindeki kadınlar, her yıl mamogram taraması yaptırmalı ve sağlık durumları iyi olduğu sürece bunu yapmaya devam etmelidir. Mamogramlarda bazı kanserler görülmeyebilir, ancak meme kanserinin bulunmasında yine de çok iyi bir yoldur.

Klinik Meme Muayenesi (CBE):20’li ve 30’lu yaşlarındaki kadınlar en az 3 yılda bir kez sağlık uzmanı tarafından yapılan düzenli muayenenin bir parçası olarak klinik meme muayenesi (CBE) yaptırmalıdır. 40 yaşından sonra, kadınlar her yıl bir sağlık uzmanına meme muayenesi yaptırmalıdır. Mamogramdan kısa süre önce klinik meme muayenesi (CBE) yaptırmak iyi bir fikir olabilir. Bu muayeneyi kendi memeninizin nasıl göründüğünü ve hissedildiğini öğrenmek amacıyla kullanabilirsiniz.

Kendi Kendine Meme Muayenesi (BSE): BSE, 20’li yaşlarına başlayan kadınlar için bir seçenektir. Kadına BSE’nin yararları ve sınırları anlatılmalıdır. Kadınlar, memelerinin görünüm veya hissedilmesindeki değişiklikleri vakit geçirmeksizin bir sağlık uzmanına bildirmelidir.

Araştırmalar, BSE’nin tesadüfen bir meme yumrusu bulma veya yalnızca her kadın için normal olan bir şeyin farkına varılmasıyla karşılaştırıldığında, meme kanserinin tespit edilmesinde küçük bir rol oynadığını göstermiştir. BSE yapmaya karar verirseniz, doğru yaptığınızdan emin olmak amacıyla yönteminizi doktor veya hemşire ile birlikte kontrol edin. Düzenli olarak BSE (KKMM) yaparsanız, memelerinizin normal olarak nasıl göründüğünü ve hissedildiğini bilirsiniz. Daha sonra değişiklikleri kolaylıkla fark edebilirsiniz. Ancak, BSE yapmamak veya sabit bir programla bunu yapmamak da uygundur.

BSE ile veya BSE olmaksızın amaç, aşağıdaki değişikliklerden herhangi birini fark ettiğinizde vakit geçirmeden doktora görünmektir: yumru veya şişlik, cilt tahrişi veya çukurlaşma, meme başında ağrı veya içe dönme, meme başında veya cildinde kızarıklık veya pullanma veya anne sütü dışında bir akıntı. Ancak, bu meme değişikliklerinin çoğu zaman kanser olmadığı unutulmamalıdır.



Manyetik Rezonans Görüntülemesi (MRI): Yüksek risk altındaki kadınlar, her yıl bir MRI ve bir mamografi çektirmelidir (yüksek risk altındaki kadınlarda yaşam boyu meme kanseri riski en az % 25’tir). Yüksek risk altındaki kadınlar, yıllık mamogramlarına MRI taramasını eklemenin yararları ve sınırlamaları konusunda doktorları ile konuşmalıdır. Yıllık MRI taraması, yaşam boyu meme kanseri riski % 15’ten daha az olan kadınlarda önerilmemektedir.

Mamogramlar

Mamogram, meme röntgenidir. Tarama mamogramı, meme sorunları görülmeyen kadınlarda meme hastalıklarını araştırmak amacıyla kullanılır. Mamogram, aynı zamanda kadınlarda yumru, cilt değişikliği veya meme başı akıntısı gibi semptomlar bulunduğunda da kullanılabilir. Bu tanılayıcı mamogram olarak adlandırılır. Tanılayıcı mamogramayrıca, anormal tarama mamogramlarını izlemek amacıyla da kullanılmaktadır.

Mamogram için belinizin üst kısmındaki kıyafetleri çıkarmanız gerekmektedir. Üzeriniz bir örtü ile kapatılacaktır. Bir teknolog (genellikle bir kadın) memenizi test için yerleştirecektir. Meme dokuyu düzleştirmek ve yaymak üzere 2 plakanın arasında sıkılır. Baskı, resim çekilirken yalnızca birkaç saniye sürer. Tüm süreç yaklaşık 20 dakika sürer. Bu durum, bir an için bir miktar ağrıya neden olmasına rağmen iyi bir resim elde etmek için gereklidir. Sonuçlarınızı 30 gün içerisinde veya daha önce almanız gerekir.

Daha fazla resim almak amacıyla yeniden çağrılmanız, kanser olduğunuz anlamına gelmez. Daha fazla resim almak amacıyla yeniden çağrılan 10 kadından dokuzunda, kanser tespit edilmemiştir. 1000 mamogramdan yalnızca 2 ile 4 arasında kanser teşhisi bulunmaktadır.

Çok düşük seviyelerde radyasyon kullanılmaktadır. Birçok kişi röntgen ışınlarına maruz kalmaktan endişe ederler, ancak mamogramlarda kullanılan düşük seviyedeki radyasyon meme kanseri riskini yükseltmez. Bunu şu şekilde düşünebilirsiniz: Meme kanseri olan bir kadın radyasyonla tedavi edildiğinde yaklaşık 5.000 rad (radyasyon dozunu ölçmekte kullanılan terim) alacaktır. 40 ile 90 yaş arasında her yıl bir mamogram çektirmesi durumunda toplam olarak 20 ile 40 rad arasında alacaktır.

Mamogramlar çoğunlukla memeleri yoğun olduğundan ve bu nedenle tümörü gizleyebildiğinden genellikle genç kadınlarda bu kadar iyi sonuç vermemektedir. Bu durum, aynı zamanda hamile kadınlar ve emziren kadınlar için geçerlidir. Meme kanserlerinin çoğu yaşlı kadınlarda meydana geldiğinden, bu genellikle önemli bir sorun değildir. Ancak, meme kanseri risk faktörü bulunan genç kadınlar açısından bu bir sorundur, çünkü genellikle genç yaşta meme kanserine yakalanırlar. Bu nedenle, bazı doktorlar bu kadınlarda tarama amacıyla mamogramlarla birlikte MRI kullanılmasını önermektedir.

Dijital Mamogramlar: Dijital mamogram, memenin görüntüsünü elde etmek üzere röntgen ışınlarının kullanıldığı standart mamograma benzemektedir. Temel farklılık, görüntünün röntgen filmi yerine bilgisayara kaydedilmemesi ve saklanmasıdır. Görüntü, bilgisayarda olduğundan doktorun görüntüyü ayarlaması ve bazı alanları daha yakından görmesi daha kolaydır. Birçok merkezde dijital seçeneği sunulmamaktadır ancak daha yaygın kullanılır hale gelmektedir. Dijital mamogramlar standart mamogramlardan daha pahalı olduğundan, şu andaki çalışmalarda uzun vadede daha çok kadına mamogramın hangi formunun daha fazla yardımcı olacağı araştırılmaktadır. Bu noktada, daha çok genç kadınlara ve yoğun memelere sahip olanlara daha yararlı olacakmış gibi görünmektedirler.




Klinik Meme Muayenesi
Klinik meme muayenesi (CBE), bir doktor, pratisyen hemşire, hemşire veya asistan doktor gibi bir sağlık uzmanı tarafından memelerinizin muayene edilmesidir. Muayene için belinizin üst kısmındaki kıyafetleri çıkarmanız gerekir. Muayene eden kişi, ilk olarak memelerin büyüklük ve şekil değişikliklerini inceleyecektir. Daha sonra, parmaklarını kullanarak hafifçe memelerdeki yumruları hissedecektir. Aynı zamanda, her iki kolunuzun altındaki bölümler kontrol edilecektir. Bu, daha önce bilmiyorsanız, kendi kendinize meme muayenesi yapmayı öğrenmek için en iyi zamandır.

Meme Bilinci ve Kendi Kendine Meme Muayenesi

Kadınlar, memelerinin normal olarak nasıl göründüğünü veya hissedildiğini bilmeli ve değişiklikleri vakit geçirmeksizin doktora bildirmelidir. Değişiklik bulunması kanser anlamına gelmez.

Memelerinizin nasıl göründüğünün ve hissedildiğinin farkında olarak, meydana gelebilecek değişiklikleri fark etmeniz muhtemeldir. Aynı zamanda, memelerinizi bir dizi program üzerinde kontrol etmek için adım-adım yaklaşımını kullanmayı tercih edebilirsiniz. Kendi kendine meme muayenesi (BSE) yapmanın en iyi zamanı memelerin yumuşak veya şişmiş olmadığı zamanlardır. Herhangi bir değişiklik fark ederseniz vakit geçirmeden doktora başvurun.

Meme implantları olan kadınlar da, BSE yapabilir. Nerede olduklarını bilmeniz için implantın kenarlarını hissetmenize destek olması amacıyla cerrahın yanınızda bulunması yardımcı olabilir. İmplantlar, meme dokusunu dışarı doğru iterek muayene edilmesinigerçekten kolaylaştırabilir.

Kadınlar için BSE yapmamak veya bir kez yapmak uygundur.

MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme)

MRI taramaları, vücudun çok detaylı, kesitsel görüntülerini elde etmek amacıyla mıknatıslar ve radyo dalgaları (x-ışınları yerine) kullanır. Meme görüntüleme için en yararlı MRI muayenelerinde, MRI’nın meme dokusunun detaylarını açıkça göstermesine yardımcı olmak üzere muayeneden önce veya muayene sırasında kol içerisindeki damara kontrast malzeme yerleştirilir.

MRI taramaları çoğunlukla bir saate kadar sürebilir. Meme MRI taraması için, dar bir tünelin içerisinde, yüzünüz aşağıya bakar şekilde özel bir platform üzerinde uzanmanız gerekir. Platform üzerinde, memeyi ezmeden görüntü alınmasına olanak veren iki açıklık bulunur. Platform, MRI görüntüsünü yakalamak üzere gerekli sensörler içerir. Bu muayene boyunca, çok hareketsiz kalmak önemlidir. Kanal içerisinde uzanmak, kapalı alan korkusu bulunan kişilerde kapalı kalma ve üzüntü hissine yol açabilmektedir.

Meme kanserinde yüksek risk altındaki bazı kadınlar için yıllık mamogramla birlikte MRI taraması önerilmektedir. Mamogramların bulabileceği bazı kanserleri görmediğinden, genellikle tek başına bir tarama aracı olarak önerilmez. Buna ek olarak, MRI mamogramdan daha yüksek maliyetlidir. Önde gelen sigorta şirketlerinin çoğu, kadının yüksek risk altında olduğunu ispatlanması durumunda, büyük olasılıkla MRI taramasını ödeyecektir, ancak tüm şirketlerin böyle hareket edeceği net değildir. MRI konusunda daha detaylı bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.

Meme Kanserinin İşaretleri ve Semptomları
Tarama mamogramlarının yaygın kullanımı, semptomlara neden olmadan önce tespit edilen meme kanserlerinin sayısı yükseltmiştir, ancak bazıları halen görülememektedir.

Meme kanserinin en yaygın belirtisi yeni bir yumru veya kitledir. Ağrısız, sert ve düzgün olmayan kenarlara sahip yumruların kanser olma olasılığı daha yüksektir. Ancak bazı kanserler, hassas, yumuşak, yuvarlak ya da ağrılıdır. Bu yüzden, yeni veya olağan dışı durumların doktor tarafından kontrol edilmesi önemlidir.

Meme kanserinin diğer işaretleri şunlardır:
· Memenin tamamının veya bir kısmının şişmesi
· Ciltte tahriş veya çukurlaşma
· Meme ağrısı
· Meme başında ağrı veya içe doğru dönme
· Meme başında veya cildinde kızarıklık, pullanma veya kalınlaşma
· Meme başından anne sütü dışında diğer bir akıntı gelmesi
Bazı durumlarda meme kanseri, meme dokusunda tümör hissedilecek ölçüde büyümeden önce kolun altındaki veya köprücük kemiğinin çevresindeki lenf düğümlerine yayılabilir ve orada bir yumruya ya da şişliğe neden olabilir.

Meme kanseri işareti olabilecek semptomlar yaşamanız durumunda, en kısa sürede bir doktora görünün. Doktorunuz bazı sorular sorarak ve tam bir fizik muayenesinden sonra (klinik meme muayenesi dahil), doktorunuzu aşağıda listelenenler gibi daha fazla testin yapılmasını isteyebilir.

Meme Görüntüleme Testleri

Bu testlerde, vücudunuzun iç kısmının resimlerini elde etmek için farklı yöntemler kullanılır. Söz konusu testler birçok nedenle yapılabilir: Şüpheli bir bölgede kanserin tespit edilebilmesine, kanserin ne kadar yayıldığının öğrenilmesine veya tedavinin sonuç verip vermediğinin öğrenilmesine yardımcı olmak.

Mamogramlar: Mamogramlar çoğunlukla tarama amaçlı olarak kullanılmasına rağmen, memede sorun yaşanması durumunda da kullanılabilirler. Bunlar,tanısal mamogramları olarak adlandırılır. Bu tür mamogramda herşeyin yolunda olduğu görülebilir ve yıllık mamogramlar çektirmeye devam edebilirsiniz ya da biyopsi yapılması gerektiğini gösterebilir. Mamogramda tümör görülmese de, doktorunuz bir yumru hissediyorsa biyopsi gerekebilir. İstisnai durum, ultrasonda (aşağıya bakınız) yumrunun basit bir kist (içi sıvı dolu kesecik) olduğununun görülmesi olacaktır.

Mamogram, kesin olarak kanserin bulunup bulunmadığını gösteremez. Eğer mamogramınızda kanser olabilecek birşey görünüyorsa, meme dokusundan numune alınır ve mikroskop altında incelenir. Bu biyopsi olarak adlandırılır (aşağıya bakınız).

MRI Taramaları: Tarama amacıyla bu testin kullanılması daha önce açıklanmıştır. MRI, mamogram üzerinde bulunan şüpheli alanları araştırmak amacıyla da kullanılabilir. MRI, bazen meme kanseri olduğu bilinen kadınlarda kanserin boyutunu anlamaya yardımcı olmak amacıyla kullanılır.

Meme Ultrasonu: Ultrason, vücudun bir bölümünü görüntülemek amacıyla ses dalgaları kullanır. Ses dalgası yankıları, bilgisayar tarafından ekranda resim oluşturmak için toplanır.

Ultrason, mamogramla birlikte kullanmaya uygun bir testtir çünkü yaygındır ve diğer testlerden daha az maliyetlidir. Ancak, ultrason mamogramların yerine kullanılmamalıdır. Genellikle, mamogramda şüpheli görülen belirli alanları araştırmak amacıyla kullanılabilir. Bazı durumlarda iğne kullanarak sıvıyı dışarı çekmeksizin kistler ve katı kitleler (tümörler) arasındaki farkı anlamaya yardımcı olur.

Duktogram (galaktogram olarak da adlandırılır): Bu, meme başı akıntısının nedenini bulmaya yardımcı olan özel bir röntgen türüdür. Çok sık kullanılmaz. Çok ince bir plastik boru, meme başı kanalının ağzına yerleştirilir. Röntgen resminde, kanalın şeklini göstermek üzere bir boya maddesi enjekte edilir. Bu, kanal içerisinde tümör bulunup bulunmadığını gösterecektir. Eğer akıntı varsa, sıvı kanser hücreleri için test edilebilir.

Durumunuz konusunda doktorunuza daha fazla yardımcı olabilecek birçok test bulunmaktadır. Testleri açıklaması konusunda doktorunuza soru sormaktan çekinmeyin.

Biyopsi
Diğer testler meme kanseri olabileceğinizi gösterdiğinde biyopsi yapılır. Emin olmanın tek yolu biyopsidir. Bu test sırasında, laboratuvarda incelenmek üzere şüpheli alanlardan hücreler alınır. Biyopsilerin farklı türleri bulunmaktadır. Doktorunuz sizin için en iyi olanı kullanacaktır.

Biyopsi Türleri

İnce İğneli Aspirasyon (FNA) Biyopsisi: Bu testte, yumrudan sıvı veya dokuyu dışarı çekmek için çok ince (incecik) içi boş iğne kullanılır. FNA işleminde kullanılan iğne, kan testlerinde kullanılandan daha incedir. Doktorunuz iğneyi yumrunun içerisinde yönlendirmek için ultrason kullanabilir. Cildi uyuşturmak amacıyla ilaç kullanılabilir.

Çekilen sıvı berraksa, yumru büyük olasılıkla iyi huylu bir kisttir (kanser değildir). Kanlı veya bulanık sıvı, kist veya çok nadiren kanser anlamına gelebilir. Yumru sertse, küçük doku parçaları alınır. Bunlar, kanser olup olmadığını görmek amacıyla mikroskop altında incelenecektir.

İnce iğneli aspirasyon (FNA) biyopsisi en kolay biyopsi türüdür, ancak bazı olumsuz noktaları bulunmaktadır. İğnenin kanser hücreleri arasında yerleştirilmemesi durumunda, bazen kanseri göstermeyebilir. Kanser hücreleri bulunsa bile, genellikle kanserin invaziv olup olmadığını söylemek mümkün değildir. Bazı durumlarda, gerekli olan diğer laboratuar testlerinin bazılarını yapmak için yeterli hücre bulunmayabilir. İnce iğneli aspirasyon (FNA) sonucunda net bir cevap bulunamazsa, ikinci bir ince iğneli aspirasyon (FNA) veya farklı türde bir biyopsiye gerek duyulabilir.

Çekirdek İğne Biyopsisi: Bu testte kullanılan iğne, ince iğneli biyopside kullanılandan büyük olduğu için daha fazla doku alınabilir. Bir veya daha fazla çekirdek (adet), doku çıkarmak amacıyla kullanılır. Daha fazla doku çıkarıldığından iğne biyopsisinin kesin bir sonuç sağlama olasılığı FNA’dan daha yüksektir. Mümkün olmakla birlikte kanserin görülmeme olasılığı daha azdır ve genellikle diğer testleri yapmak üzere yeterli hücre bulunur. Biyopsi, ayakta tedavi düzeninde lokal anestezi (bölge uyuşturululması) yoluyla yapılır.

Vakum Destekli Biyopsi: Bunlar, mamogram veya MR rehberliğinde Mammotome® veya ATEC® (Otomatik Doku Eksizyonuve Alınması) gibi sistemlerle yapılabilir. İlk olarak cilt uyuşturulur ve küçük bir kesi (insizyon) uygulanır. İçi boş mil (probe), meme dokusu içine yapılan kesi vasıtasıyla yerleştirilir. Dokunun bir parçası dışarı doğru emilir. Aynı kesiden farklı numuneler alınabilir. Vakum destekli biyopsi, ayakta tedavi esas alınarak uygulanır. Dikiş gerekli değildir ve yalnızca küçük bir yara izi görülür. Bu yöntemde genellikle çekirdek biyopsiden daha fazla doku çıkarılır.

Cerrahi (Açık) Biyopsi: Meme kanseri, çoğu zaman iğne biyopsisi yapılarak bulunabilir. Nadiren mikroskop altında incelenebilmek üzere yumrunun tamamını veya bir parçasını çıkarmak için cerrahi işlem gerekebilir. Tüm yumru ile birlikte çevresindeki bir miktar normal doku çıkarılabilir. Bu işlem çoğu zaman hastanenin ayakta tedavi merkezinde yapılır. Lokal anestezi kullanılır (yumrunun çevresi uyuşturulur)ve dinlenmeniz ve uyuşmanız için ilaç verilebilir. Bu işlem aynı zamanda genel anestezi altında (uyurken) yapılabilir. Doktorunuza hangi tür biyopsi gerekeceğini, test sırasında ve sonrasında neler beklenebileceğini sorun.

Lenf Düğümü Diseksiyonu ve Sentinel Lenf Düğümü Biyopsisi
Bu prosedürler lenf düğümlerinde kanser araştırması yapmak amacıyla uygulanır.

Meme Dokusunun Laboratuvar Muayeneleri
Biyopsi sırasında çıkarılan doku, iyi huylu (kanser olmayan) veya kanser olup olmadığını görmek amacıyla mikroskop altında incelenir. Kanser değilse daha fazla tedavi gerekli değildir. Kanserse biyopsi, doktorun onun ne tür kanser olduğuna, invaziv olup olmadığına karar vermesine yardımcı olabilir. Ayrıca kanserin hangi hızda büyüdüğünü ve hangi tedavilerin en iyi sonuçları verebileceğini anlamaya yardımcı olmak amacıyla diğer laboratuvar testleri de yapılabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

Meme Kanserinin Derecesi: Biyopsi örneğinde kanser bulunması durumunda buna 1 ile 3 arasında derece verilir. Normal meme dokusuna benzer görünümdeki kanserler daha yavaş büyüme ve yayılma eğilimindedir. Kural olarak, düşük dereceli rakamlar daha yavaş büyüyen kanser anlamına gelirken daha yüksek rakamlar daha hızlı büyüyen kanser anlamına gelir. Derece, kadınlarda sonuç tahminine (prognoz) yardımcı olur. Tümörün derecesi, cerrahi işlemden sonra daha fazla tedavi gereksinimi üzerinde karar verirken kullandığı bir faktördür.

Hormon Reseptör Durumu: Hormon reseptörleri, hücrelerde bulunan ve kandaki hormonlara bağlanabilen proteinlerdir. Östrojen ve progesteron, bazı meme kanseri hücrelerinde büyümeyi sağlamak için bu reseptörlere bağlanan hormonlardır. Biyopsi numunesi, bu hormonların reseptörlerinin bulunup bulunmadığını görmek amacıyla test edilebilir. Bulunması durumunda genellikle ER-pozitif, PR-pozitif veya yalnızca reseptör pozitif hormon olarak adlandırılır. Hormon reseptörü pozitif kanserler, daha yavaş büyüme eğilimi gösterirler ve bu reseptörlerin bulunmadığı meme kanserlerine göre hormon tedavisine cevap verme olasılıkları daha yüksektir. 3 meme kanserinden yaklaşık 2’sinde bu reseptörlerin en az biri bulunmaktadır.

HER2/neu durumu: 5 meme kanserinden yaklaşık 1’inde HER2/neu adı verilen protein bulunmaktadır. Yüksek seviyede HER2/neu içeren tümörler “HER2-pozitif” olarak adlandırılır. Bu kanserler, diğer meme kanserlerinden daha fazla büyüme ve yayılma eğilimi gösterirler.
HER2/neu testleri yeni teşhis edilen tüm meme kanserlerinde yapılmalıdır. HER2-pozitif kanserler HER2/neu proteinini hedefleyen trastuzumab (Herceptin®) ve lapatinibin (Tykerb®) gibi ilaçlarla tedavi edilebilir.

Gen Modeli Testleri: Araştırma, bazı genlerin modellerini incelemenin aynı zamanda erken evredeki meme kanserinin ilk tedavi sonrasında nüksetmesinin mümkün olup olmadığını anlatmaya yardımcı olabildiğini göstermiştir. Bu durum, kemoterapi gibi daha fazla tedavinin yararı üzerinde karar verirken yardımcı olabilir. Bu testlerin ikisi şu anda farklı gen kümelerinin incelenmesinde kullanılmaktadır: Oncotype DX® ve MammaPrint®. Bazı doktorlar bu testleri (diğer bilgilerle birlikte) kemoterapi uygulanması konusunda karar vermelerine yardımcı olması için kullanırken, diğerleri gerçekten yararlı olup olmadıklarını göstermek amacıyla daha fazla araştırma yapılmasını beklemektedir.

Meme Kanserinin Sınıflandırılması
Genlerin modelleri üzerindeki araştırmalar, meme kanserlerinin gruplandırılmasında bazı yeni yollar ortaya koymuştur. Meme kanserinin mevcut türleri,daha çok tümörlerin mikroskop altında nasıl göründüklerine dayanmaktadır. Moleküler özelliklere dayanan yeni bir sistem, bazı meme kanseri tedavilerinde iyileşmenin ve cevabın tahmin edilmesinde daha uygun olabilir.

Meme Kanserinin Yayılmasını Tespit Etme Testleri
Doktorunuz, fiziksel muayene ve biyopsi sonuçlarına dayanarak kanserin yayılma belirtilerini kontrol etmek amacıyla aşağıda listelenenlere benzer bazı testler isteyebilir. Bunlara ek olarak genel sağlığınızı incelemek ve bazen kanserin belirli organlara yayılmış olup olmadığını görmek amacıyla kan testleri de yapılabilir.

Göğüs Röntgeni: Bu test, kanserin akciğerlere yayılmış olup olmadığını görmek amacıyla yapılabilir.

Kemik Taraması: Bu test, kanserin kemiklere yayılmış olup olmadığını göstermeye yardımcı olabilir. Bu test için damara çok düşük dozda radyoaktif madde verilir. Kemik,taramada “Sıcak Nokta” olarak görünen bu maddeyi çeker. Bu sıcak noktalar kanser olabilir, ancak artrit benzeri diğer sorunlar da bunlara neden olabilmektedir. Diğer testler veya sıcak noktaların biyopsi numuneleri bile gerekli olabilir.

CT Taraması (Bilgisayarlı Tomografi): CT taraması, röntgenin özel bir türüdür. Resimler farklı açılardan alınır ve organların ayrıntılı bir resmini oluşturmak amacıyla bilgisayar tarafından birleştirilir. Bu test, meme kanseri olan kadınlarda kanserin diğer organlara yayılıp yayılmadığını görmek ve göğüs ve/veya göbek (karın) bölgelerini incelemek amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır. Ayrıca ilgili alan içerisinde biyopsi iğnesini yönlendirmek amacıyla da kullanılabilir.

CT taramasından önce, bağırsakları göstermek üzere bir kontrast sıvı içmeniz istenebilir. Resimlerin ilk grubu alındıktan sonra kontrast boyanın kanınıza verildiği IV (intravenöz) çizgisi meydana gelebilir. İkinci resim grubu daha sonra alınır.

Kontrast, bir miktar kızarıklığa (özellikle yüzde sıcaklık hissi) neden olabilir. Bazı kişiler alerjiktir ve kurdeşen dökerler. Nadiren, nefes almakta güçlük veya tansiyon düşüklüğü gibi daha ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu testten önce, röntgenlerde kullanılan kontrast malzemelerle ilgili olarak daha önce yaşadığınız sorunları doktorunuza söylemeyi unutmayın.

CT taramaları normal röntgenden daha uzun sürebilir. Bu testler yapılırken masanın üzerinde hareketsiz uzanmanız gereklidir. Resimler çekilirken, içinde uzanmak zorunda kaldığınız halka nedeniyle kendinizi biraz kısıtlanmış hissedebilirsiniz.

MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme): MRI taramasında röntgen ışınları yerine radyo dalgaları ve güçlü mıknatıslar kullanılarak resimler çekilir. Bu test, beyin ve omuriliğin incelenmesinde yardımcı olabilir. MRI’lar CT taramalarından daha uzun sürmesi bakımından ve test yapılırken dar bir tünel içerisinde uzanmanız gerektiğinden rahatsızlık verici olabilmektedir. Ayrıca makine rahatsız edebilecek seviyede yüksek ve uğultulu ses yaymaktadır. Bazı merkezlerde sesi engellemek amacıyla kulaklıkla müzik verilmektedir. Taramayı “Açık” MRI makinesi olarak bilinen, daha az kısıtlayıcı bir makinede yaptırma seçeneğine de sahip olabilirsiniz.

Ultrason: Çoğu durumda bu testte, vücudun iç kısımlarının resimlerini çekmek için cilt yüzeyinde bir alana yerleştirilip ses dalgaları gönderen bir prob bulunmaktadır. Genel olarak öncelikle cilt üzerine jel sürülür. Bu test yukarıdaki “Meme Görüntüleme Testleri” bölümünde açıklanmıştır. Ancak, ultrason kanserin vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını araştırmak amacıyla da kullanılabilir.

PET Taraması (Pozitron Emisyon Tomografisi): Bu testte radyoaktif bir atom içeren şeker oluşumu kullanılır. Şeker damara verilir ve vücut içerisinde dolaşır. Kanser hücreleri bu şekeri yüksek miktarda emer. Daha sonra, özel bir kamera bu hücreleri belirleyebilir. Doktor, kanserin yayıldığını düşünüyorsa ancak nereye yayıldığını bilmiyorsa,PET yararlıdır. Özel makineler aynı anda PET ve CT taramasını beraber yapabilirler. Şimdiye kadar, birçok çalışma PET taramalarının erken evredeki meme kanserlerinin çoğunda yararlı olmadığınıgöstermektedir, ancak büyük bir tümör bulunduğunda veya kanserin yayılmış olduğu bilindiğinde kullanılabilmektedir.


Son Tıbbi Değerlendirme: 04/09/2012
Son Düzenleme: 22/02/2013

Meme Kanseri Nasıl Evrelenir?

Evreleme, kanser tespit edildiğinde ne kadar yayılmış olduğunu bulma sürecidir. Kanserin evresi, tedavi seçenekleri arasında seçim yapmakta en önemli faktördür. Evre, kanserin invaziv olması veya olmaması, tümörün büyüklüğü, etkilenen lenf düğümlerinin sayısı ve vücudun diğer bölgelerine yayılmış olup olmamasına bağlıdır.

TNM Evreleme Sistemi
Meme kanserinin evrelerini tanımlamakta kullanılan en yaygın sistem AJCC/TNM sistemidir. Bu sistemde tümör boyutu ve yayılması (T), kanserin lenf düğümlerine (N) ve uzak organlara (M, metastaz için) yayılmış olup olmadığı dikkate alınır. T, N ve M’den sonraki rakamlar kanserin detayları hakkında bilgi verir.

Bu bilgilerin tümüEvre Gruplaması adı verilen bir süreçle birleştirilir. Evre, daha sonra Romen rakamı olarak ifade edilir. 0 evresinden (in situ karsinom) sonraki evreler I ile IV (1-4) arasındadır. Aşamaların bazıları daha sonra A, B ve C harfleri kullanılarak alt evrelere ayrılır. Kural olarak, rakam ne kadar küçükse kanser o kadar az yayılmıştır. Evre IV (4) gibi yüksek bir rakam, ilerlemiş kanser anlamına gelir. Evre içerisinde, daha önceki bir harf, daha düşük (ve genellikle daha iyi) evre anlamına gelir. Benzer evrelerdeki kanserler, benzer iyileşme tahmin değerine sahip olma eğilimindedir ve genellikle çok benzer şekilde tedavi edilir.

Doktor, test sonuçlarını inceledikten sonra kanserin evresini söyleyecektir. Meme kanserinin evrelemesi karmaşık olabilir. Doktorunuzdan sizin anladığınız şekilde bulunduğunuz evreyi açıklamasını istemeyi unutmayın. Bu durum, sizin açınızdan en iyi tedavi kararını doktorunuzla birlikte vermenize yardımcı olacaktır.

Son Tıbbi Değerlendirme: 04/09/2012
Son Düzenleme: 22/02/2013
Tüm bu bilgiler American Cancer Society sitesinden alınmıştır. http://www.cancer.org/index

AYIN VİDEOSU

Meme kanserinde erken tanı ve bilmek istediğiniz herşey.

Diğer Videolar

YALNIZ DEĞİLSİNİZ

Hikayelerimizi Paylaşalım

Haydi Sende Paylaş