KANSER > KANSER TÜRLERİ ► Meme Kanseri ► Nedenler, Risk Faktörleri Ve Önleme

Nedenler, Risk Faktörleri Ve Önleme


DNA içerisindeki bazı değişiklikler, normal meme hücrelerinin kanser olmasına neden olabilir. DNA, genlerimizi oluşturan hücrelerimizin temel maddesidir. Bazı kalıtsal DNA değişiklikleri (mutasyonlar) kanser oluşma riskini arttırabilir. Bu değişiklikler bazı ailelerde kansere neden olur. Örneğin, BRCA1 ve BRCA2 tümör baskılayıcı genlerdir - kanser tümörlerinin oluşmasını engellerler. Değiştiklerinde hücrelerin doğru zamanda ölmesini sağlamazlar ve kanserin oluşma olasılığı daha yüksektir.
Ancak, çoğu meme kanserinde DNA değişiklikleri kalıtsal olarak edinilmez, kadının yaşamı boyunca tekli meme hücrelerinde meydana gelir. Bugüne kadar, meme kanserine yol açabilen DNA mutasyonlarının nedenleri bilinmemektedir.

 

Risk Faktörleri

 

Meme kanserine neyin sebep olduğunu henüz bilmiyoruz ancak hastalıkla bağlantılı olan bazı risk faktörlerini biliyoruz. Risk faktörü, bir kişinin kanser gibi hastalığa yakalanma olasılığının yükselmesine yol açan şeylerdir. Farklı kanserler farklı risk faktörlerine sahiptir. Sigara, içki içmek ve diyet gibi bazı risk faktörleri kişinin yaptıklarıyla bağlantılıdır. Kişinin yaşı, ırkı veya aile öyküsü gibi diğer risk faktörleri değiştirilemez.
Ancak, risk faktörleri bize her şeyi söylemez. Bir, hatta birden fazla risk faktörüne sahip olması, bir kadının meme kanserine yakalanacağı anlamına gelmez. Bir veya daha fazla risk faktörü olan bazı kadınlarda, hastalık hiçbir zaman görülmeyebilir. Buna karşılık, meme kanseri olan kadınların çoğunda risk faktörü bulunmamıştır (Kadın olmak ve yaşlanmak dışında). Bazı risk faktörleri diğerlerinden daha fazla etkilidir ve meme kanseri riskiniz yaşlanma veya yaşam tarzına bağlı olarak zaman içerisinde değişebilir.
Birçok risk faktörünün meme kanseri olma olasılığını arttırması mümkün olsa da, bu risk faktörlerinden bazılarının hücrelerin kanser olmasına ne şekilde yol açtığı henüz bilinmemektedir. Hormonların meme kanserinin birçok vakasında rol oynadığı görülmektedir ancak bunun nasıl meydana geldiği tam olarak anlaşılmamıştır.

 

Değiştiremeyeceğiniz Risk Faktörleri

 

 

Cinsiyet: Kadın olmak meme kanserinde ana risktir. Erkeklerde de bu hastalık görülmesine rağmen kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık 100 kat daha yaygındır.

 

Yaş: Kadın yaşlandıkça, meme kanserine yakalanma olasılığı yükselir. İnvaziv meme kanseri bulunan yaklaşık 3 kadından 2’si kanser bulunduğunda 55 yaş veya üzerindedir.

 

Genetik Risk Faktörleri: Meme kanserlerinin yaklaşık % 5’i ile % 10’u arasındaki bölümünün belirli genlerdeki kalıtımsal değişikliklerle (mutasyonlarla) bağlantılı olduğu düşünülmektedir. En sık görülen değişiklikler BRCA1 ve BRCA2 genlerinde meydana gelenlerdir. Bu, gen değişiklikleri görülen kadınların hayatları boyunca meme kanserine yakalanma olasılığını % 80’e kadar yükselmektedir. Buna ek olarak, diğer gen değişiklikleri de meme kanseri riskini artırabilir.

 

Aile Öyküsü: Meme kanseri riski, yakın kan bağı olan akrabalarında bu hastalık bulunan kadınlarda daha yüksektir. Akrabalar ailenin anne veya baba tarafından olabilir. Annesi, kızkardeşi veya kızı meme kanseri olan bir kadının riski iki katına çıkar. Meme kanseri olan kadınların çoğunun (% 85’inden fazlası)  aile öyküsünde bu hastalığınbulunmadığını dikkate almak önemlidir,meme kanseri olan bir akrabanızın bulunmaması sizin bu hastalığa yakalanmayacağınız anlamına gelmez.

 

Kişisel Meme Kanseri Öyküsü: Bir memesinde kanser olan bir kadının diğer memesinde veya aynı memenin diğer bir yerinde yeni bir kanser oluşma olasılığı yüksektir. Bu, ilk kanserin yeniden oluşmasından (nüksetmesinden) farklıdır.

 

Irk: Genel olarak, beyaz kadınların Afrikalı Amerikalı kadınlara oranla meme kanserine yakalanma olasılığı biraz daha yüksektir. Ancak, Afrikalı Amerikalı kadınların meme kanserinden ölme olasılığı daha yüksektir. Ve 45 yaşın altındaki Afrikalı Amerikalı kadınlarda meme kanseri daha yaygındır. Asyalı, İspanyol ve Yerli-Amerikalı kadınlarde meme kanserine yakalanma ve bu nedenle ölüm riski daha düşüktür.

 

Yoğun Meme Dokusu: Yoğun meme dokusu, daha fazla bez dokusu ve daha az yağ dokusu bulunması anlamına gelir. Yoğun meme dokusu olan kadınlarda meme kanseri riski daha yüksektir. Ayrıca yoğun meme dokusu, doktorların mamogram üzerinde sorunları bulmasını zorlaştırabilir.

 

Bazı İyi Huylu (kanser olmayan) Meme Sorunları: Bazı iyi huylu meme değişiklikleri olan kadınlarda meme kanseri riski yüksek olabilir. Bunlardan bazıları diğerlerine oranla meme kanseri riski ile daha yakından bağlantılıdır.

 

In situ Lobüler Karsinom: Bu durumda, kanser hücrelerine benzeyen hücreler süt bezlerindedir (lobüllerdedir), ancak lobüllerin duvarından büyümezler ve vücudun diğer bölgelerine yayılamazlar. Bu, gerçek kanser veya kanser başlangıcı değildir, ancak kadının LCIS olması, daha sonra iki memesinin kansere yakalanma riskini artırır. Bu nedenle, LCIS olan kadınlar düzenli olarak mamogram çektirmeli ve doktoru ziyaret etmelidir. In situ lobüler karsinom (LCIS) olan kadınların iki memesinde de kanser görülme riski 7 ile 11 kat daha fazladır.

 

Adet Dönemleri: Erken yaşlarda adet görmeye başlayan (12 yaşından önce) veya 55 yaşından sonra hayatında değişiklik (menopoz) yaşayan kadınlarda meme kanseri riski hafif yükselir. Risk artışı yaşam boyunca östrojen ve progesteron hormonlarına uzun süreyle maruz kalmaya bağlı olabilir.

 

Yaşamın Erken Dönemlerinde Meme radyasyonu: Yaşamında daha önce göğüs bölgesinde (diğer bir kanser tedavisi benzeri) radyasyon tedavisi görmüş kadınlarda meme kanseri riski çok yüksektir. Risk, hastanın radyasyon sırasındaki yaşına göre değişir. Radyasyon memeleri gelişmekte olan gençlere verilirse göğüs radyasyonundan kaynaklanan risk en yüksektir. 40 yaşından sonra radyasyon tedavisinin meme kanseri riskini yükseltmediği görülmektedir.

 

DES’le Tedavi: Geçmişte bazı hamile kadınlara bebeği kaybetme (düşük) olasılığını azalttığı düşünüldüğünden DES (dietilstilbestrol) ilacı verildi. Çalışmalar, bu kadınların meme kanserine yakalanma riskinde hafif bir artış olduğunu göstermiştir. Anne rahminde buna maruz kalan çocuklar üzerindeki etkisi daha az açıktır, ancak onlarda da meme kanseri riski hafif yüksek olabilir.

 

Meme Kanseri Riski ve Yaşam Tarzı Seçimleri

 

Çocuk sahibi olmama veya hayatın ilerleyen yaşlarında sahip olma:  Çocuk sahibi olmayan kadınlar veya 30 yaşından sonra ilk çocukları olan kadınlar, meme kanseri açısından daha yüksek risk altındadır. Genç yaşta birçok kez hamile olmak, meme kanseri riskini azaltır. Hamile olmak,bir kadının yaşamı boyunca gördüğü adet döngü sayısını düşürdüğü için bu etkinin nedeni olabilir.

 

Yakın Zamanda Doğum Kontrol Hapı Kullanma:  Araştırmalarda, doğum kontrol hapları kullanan kadınlarda hiç kullanmayan kadınlara oranla meme kanseri riskinin biraz yüksek olduğu bulunmuştur. Bu riskin hap kullanımı kesildikten sonra zaman içerisinde normale geri döndüğü görülmektedir.


10 yıldan daha uzun bir süre önce hap kullanmayı bırakan kadınlarda, herhangi bir risk görülmemektedir. Doğum kontrol haplarının riskleri ve yararları konusunda doktorunuzla konuşmanız iyi bir fikirdir.
Depot-medroksiprogesteron asetat (DMPA veya Depo-Provera®) doğum kontrolünde her 3 ayda bir “destek” olarak verilen progesteronun enjekte edilebilir şeklidir. Şu anda DMPA kullanan kadınların meme kanseri riskinde artış olduğu söylenebilir, ancak ilacın 5 yıldan daha uzun süre önce bırakılması durumunda riskin arttığı görülmemektedir.

 

Menopozdan Sonra Hormon Tedavisi Kullanımı:  Menopoz sonrası hormon terapisi (PHT), menopoz semptomlarını hafifletmeye yardımcı olmak ve kemiklerin incelmesini (osteoporoz) önlemek amacıyla yıllardır kullanılmaktadır. Bu tedavi, hormon replasman tedavisi (HRT) ve menopoz hormon tedavisi (MHT) gibi adlarla anılmaktadır.

 

PHT’nin 2 ana türü bulunmaktadır. Doktorlar, rahmi (uterus) bulunan kadınlar için genellikle östrojen ve progesteron (kombine hormon tedavisi veya kombine HT olarak bilinmektedir) önermektedirler. Östrojen, tek başına rahim kanseri riskini yükseltebilir, bunu önlemek için progesteron gereklidir. Rahmi bulunmayan kadınlar (histerektomi uygulanmış olanlar) için tek başına östrojen önerilebilir. Bu, östrojen replasman tedavisi (ERT) veya yalnızca östrojen tedavisi (ET) olarak bilinir.

 

·         Kombine HT:  Menopoz sonrası kombine HT kullanımı, meme kanserine yakalanma riskini yükseltir. Aynı zamanda meme kanserinden ölme olasılığını da yükseltebilir. Ayrıca meme kanseri, hormon kullanan kadınlarda daha ileri evrede bulunabilir, çünkü hormonlar meme yoğunluğunu yükselterek mamogramların doğru sonuç vermesini etkileyebilir.
HT bırakıldıktan beş yıl sonra, meme kanseri riskinin normale düştüğü görülmektedir. Bioidentikal terimi, bazen insanlarda doğal olarak bulunan östrojen ve progesteronla aynı kimyasal yapıya sahip versiyonları tanımlamakta kullanılır. Bu hormonların kullanımı, menopoz semptomlarının tedavisinde güvenli bir yol olarak sunulmaktadır.
“Bioidentikal” veya “doğal” hormonların, insan yapımı hormon versiyonlarıyla karşılaştıran çalışma sayısı az olmakla birlikte, bunların daha güvenli veya daha iyi sonuç verdiğine yönelik hiçbir kanıt bulunmadığını dikkate almak önemlidir. Bu bioidentikal hormonların kullanımının diğer türdeki hormon terapileriyle aynı sağlık risklerine sahip olduğu kabul edilmelidir.

 

·         ET:  Tek başına östrojen kullanımınınmeme kanseri riskini yükselttiği görülmemektedir. Aslında, bazı araştırmalarda rahimleri alınan ve östrojen alan kadınların meme kanseri riskinin daha az olduğu gösterilmiştir.
Ancak, östrojen kullanan kadınlarda inme ve diğer kan pıhtıları gibi daha fazla sorun bulunduğu görülmüştür. Buna ek olarak, ET’nin uzun süreyle (10 yıldan daha fazla) kullanılması durumunda yumurtalık kanseri riskini yükselttiği bulunmuştur.

Şu anda, PHT kullanımında menopoz semptomlarının kısa süreli hafifletilmesi dışında birkaç güçlü neden bulunduğu görülmektedir. Düşünülmesi gereken diğer faktörler bulunduğundan, PHT kullanmanın avantajları ve dezavantajları konusunda doktorunuzla konuşmalısınız.
Eğer siz ve doktorunuz, menopoz semptomları konusunda PHT denemeye karar verirseniz, sizin için iyi sonuç veren en düşük dozda ve mümkün olduğunca kısa süreyle kullanmak genellikle en iyisidir.

 

Emzirmemek:  Bazı çalışmalar,bebek emzirmenin, özellikle 1½ ile 2 yıl arasında sürmesi durumunda, meme kanseri riskini düşürdüğü göstermiştir.
Bunun nedeni, emzirmenin hamilelikte olduğu şekilde bir kadının toplam adet dönemleri sayısını düşürmesi olabilir. Ancak bu, zor bir çalışma olmuştur, çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan anneler bebeklerini bu kadar uzun süre emzirmemektedir.

 

Alkol:  Alkol kullanımı, açık şekilde meme kanserine yakalanma riskiniyükseltmesiyle bağlantılıdır. Günde bir içki içen kadınlarda çok küçük bir risk artışı söz konusudur.


Günde 2 ile 5 arasında içki içen kadınlar, alkol içmeyen kadınlara oranla yaklaşık 1½ kat riske sahiptir. Ayrıca, çok fazla alkol kullanımının diğer kanser türlerinin riskini yükselttiği bilinmektedir.

 

Fazla Kilolu veya Obez Olmak:  Menopozdan sonra fazla kilolu veya obez olmak (veya yetişkin olarak kilo almak) meme kanseri riskiyle bağlantılıdır. Ancak, kilo ve meme kanseri riski arasındaki bağlantı karmaşıktır. Bu risk, fazla yağ bel çevresinde toplanmışsa daha yüksek görünmektedir.

 

Egzersiz Eksikliği:  Araştırmalar, egzersizin meme kanseri riskini azalttığını göstermektedir. Tek soru, ne kadar egzersiz gerektiğidir. Bir çalışmada, haftada 1 saat 15 dakika ile 2½ saat arasında kısa süreli tempolu yürüyüş yapmanın, riski % 18 oranında azalttığı bulundu. Haftada 10 saatlik yürüyüş riski biraz daha azaltmaktadır.

 

Kesin Olmayan veya Kanıtlanmayan Risk Faktörleri

Beslenme Şekli ve Vitamin Alımı:  Birçok çalışmada, kadınların yedikleri ile meme kanseri riskini arasındaki bağlantı bulunmaya çalışılmıştır, ancak, şimdiye kadar net bir cevap bulunamamıştır. Bazı çalışmalarbeslenme şeklinin rol oynayabildiği gösterirken, diğerlerinde beslenme şeklinin meme kanseri riski üzerinde etkisi olduğuyla ilgili olarak hiçbir kanıt bulunamamıştır.
Çalışmalarda,beslenme şeklindeki yağ, meyve ve sebze alımıve et alımı miktarlarına bakılmıştır. Ancak, meme kanseri riskiyle açık bir bağlantı bulunamamıştır.Çalışmalarda ayrıca, vitamin seviyelerine de bakılmış, ancak, yine de net sonuçlar elde edilememiştir.Şimdiye kadar, hiçbir çalışmada vitamin almanın meme kanseri riskini düşürdüğü görülmemiştir.
Bunun anlamı, sağlıklı beslenmenin hiçbir anlam taşımadığını söylemek değildir. Yağ, kırmızı et ve işlenmiş et bakımından fakir, meyve ve sebze bakımından zengin bir beslenme şeklinin sağlık açısından pek çok yararı olabilir.
Çalışmaların birçoğunda, tipik beslenme şeklindeki yağ oranının düşük olduğu ülkelerde meme kanserinin daha az yaygın olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan, ABD’deki kadınlar üzerinde yapılan birçok çalışmada, meme kanseri riskinin yedikleri yağ miktarıyla bağlantılı olduğu bulunmamıştır.
Araştırmacılar halen bu farkı nasıl açıklayacaklarını bilememektedirler. Yenilen yağ türleri ve kilonun meme kanseri riski üzerindeki etkisini daha iyi anlamak için daha fazla araştırma yapılması gereklidir.

 

Ter Önleyicilerve sütyenler:  İnternet söylentilerinde, koltuk altı ter önleyicilerin meme kanserine neden olabildiği iddia edilmiştir. Bu fikri destekleyen çok az kanıt bulunmaktadır.
Meme kanserinin nedenleri üzerine yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, ter önleyici kullanan kadınların meme kanseri vakalarındaartış bulunmamıştır. Bunlara ek olarak, sütyenin meme kanserine neden olduğu fikrini destekleyen hiçbir kanıt bulunmamaktadır.

 

İstemli Düşükler:  Farklı çalışmalar, istemli düşüklerin meme kanseri riskini yükseltmediğinigöstermiştir. Ayrıca,istem dışı düşüklerle meme kanseri arasında doğrudan bir bağlantıyı gösteren hiçbir kanıt bulunmamaktadır.

 

Meme İmplantları:  Silikon meme implantları, memeyi şekillendirmek için yara dokusuna yol açabilir. Ancak, çalışmalarda bunun meme kanseri riskini yükseltmediği bulunmuştur. Meme implantlarınız bulunuyorsa, mamogram çektirirken özel röntgen resimleri gerekebilir.

 

Kirlilik:  Çevrenin meme kanseri riskini nasıl etkileyebileceğini öğrenmek amacıyla, birçok araştırma yapılmaktadır. Bu konu, anlaşılır şekilde toplumda çok fazla ilgi uyandırmaktadır, ancak bu araştırma sırasında meme kanseri riski ile plastik, bazı kozmetikler ve kişisel bakım ürünleri ve böcek ilaçları (Örneğin, DDE) gibi maddelere maruz kalma arasında açık bir bağlantı görülmemiştir.
Bu ve benzeri bileşiklerin olası sağlık etkilerini daha iyi tanımlamak için daha fazla araştırma yapılması gereklidir.

 

Tütün İçmek:  Uzun bir süre, çalışmalarda aktif sigara içme ve meme kanseri arasında bir bağlantı bulunamamıştır. Buna rağmen son yıllarda yapılan çalışmalarda, sigaranın meme kanseri riskini yükseltebildiği bulunmuştur. Artan riskin, sigaraya genç yaşta başlayan kadınlar gibi bazı grupları etkilediği görülmektedir.
2009 yılında, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, sigara içmenin meme kanserine neden olduğu konusunda sınırlı kanıt bulunduğu sonucuna varmıştır.

Araştırma odağı olmaya devam eden bir konu da, pasif içiciliğin (başka birinin sigara dumanını çekme) meme kanseri riskini yükseltip yükseltmediğidir.
Ancak, pasif içicilik ile insanlarda meme kanseri riski arasındaki bağlantı açık değildir. Her durumda, meme kanseri ile olası bağlantı,pasif içiciliğe yakın olmaktan kaçınmanın başka bir nedenidir.

 

Gece çalışma:  Az sayıdaki çalışmada gece vardiyasında çalışan kadınların (örneğin gece vardiyasında çalışan hemşireler) meme kanseri riskinin daha yüksek olduğunu iddia edilmiştir. Bu oldukça yeni bir bulgudur ve bununla ilgili olarak daha fazla çalışma yapılmaktadır.
  
Meme kanserini önlemenin kesin bir yolu bulunmamaktadır. Ancak, tüm kadınların riski azaltmak ve kanser oluşması durumunda şansını artırmak ve erken vetedavi edilebilecek aşamadayken tespit oranını yükseltmek için yapabileceği şeyler bulunmaktadır.

 

Riski Azaltmak: Kontrolünüz altındaki risk faktörlerini değiştirerek, meme kanseri riskinizi azaltabilirsiniz. Vücut ağırlığı, fiziksel aktivite ve beslenmenin tümü meme kanseriyle bağlantılı bulunmuştur, bu nedenle harekete geçebileceğiniz alanlar bunlar olabilir.

 

Şu anda, muhtemel meme kanseri riskini azaltmak amacıyla,beslenme şekli ve aktiviteyle ilgili en iyi öneriler aşağıda verilmiştir:
·         Düzenli fiziksel aktivite yapın.
·         Daha az kalori alarak ve düzenli egzersiz yararak ömür boyu kilo alımınızı azaltın.
·         Alkol alımından kaçının veya sınırlayın.

 

Ayrıca, en az birkaç ay süreyle emzirmeyi tercih eden kadınların meme kanseri riski azalabilir. Ek olarak, menopozdan sonra hormon tedavisi kullanmamak riskinizin yükselmesini önlemeye yardımcı olabilir.

 

Şu anda, östrojen benzeri özelliklere sahip kimyasalların (bazı plastik şişeler içerisinde bulunanlar veya belirli kozmetik ürünleri ve kişisel bakım ürünleri gibi)  meme kanseri riskini yükseltip yükseltmediği konusu açık değildir. Eğer riskartışı varsa, bunun çok küçük olması muhtemeldir. Ancak, bu konuda endişeli olan kadınlar mümkün olduğunca bu maddeleri içeren ürünlerden uzak durmayı seçebilirler.

 

Yüksek Risk Altında Bulunan veya Bulunabilen Kadınlar

 

Meme kanseri riskiniz yüksek ise, meme kanserine yakalanma olasılığınızı azaltmak için yapabileceğiniz bazı şeyler olabilir. Bunlardan hangilerinin sizin için doğru olabileceğine karar vermeden önce doktorunuza danışın.

 

Genetik Testler

Bir kadının, meme kanseriyle bağlantılı bazı değişmiş (mutasyona uğramış) genlerini belirleyen testler bulunmaktadır. Kadınlar bu bilgilerle risklerini azaltmak üzere adımlar atabilirler.
Yakın zamanda ABD Koruyucu Hizmetler Görev Gücü genetik testlerle ilgili önerilerde bulunmuştur. Yalnızca, güçlü aile öyküsü bulunan kadınlarda BRCA mutasyonlarına ait genetik testlerinin değerlendirilmesini önermektedirler.
Bu grup ABD’de yetişkin kadınların yalnızca % 2’sini oluşturmaktadır. Birçok kadının meme kanseri olan akrabaları bulunsa da, çoğu durumda bu,BRCA geni mutasyonları sonucu oluşmamaktadır.

 

Genetik test düşünüyorsanız, süreci ve bu test sonuçlarının ne anlama geldiğini açıklayabilecek yeterliliğe sahip genetik danışman, hemşire veya doktorla konuşmanız gerekir. Bu testler yapılmadan önce, genetik testlerin size neyi söyleyip neyi söyleyemeyeceğini bilmek ve bu testlerin yararlarını, zaralarını dikkatli bir şekilde değerlendirmek çok önemlidir.

 

Meme Kanseri Kemoprevansiyon (Riski azaltmak için ilaç kullanımı)

Kemoprevansiyon, kanser riskini azaltmak için ilaç kullanılmasıdır. Çalışmalarda, tamoksifen ve raloksifen (Evista®) ilaçlarının meme kanseri riskini azalttığı görülmüştür ve FDA tarafından bu kullanım amacıyla onaylanmışlardır.
Raloksifen, yalnızca kadınların menopoz sonrasında kullanımı için onaylanırken,  tamoksifen, kadınlar tarafından hem menopoz öncesinde hem de sonrasında alınabilir. Bunlara ek olarak, diğer ilaçlar (aromataz inhibitörleri gibi) üzerinde de çalışılmaktadır.

 

Meme kanseri riski çok yüksek olan kadınlar için önleyici cerrahi

Meme kanseri riski çok yüksek olan az sayıda kadın için, meme veya yumurtalıkların cerrahi yöntemle alınması bir seçenek olabilir.

 

Önleyici (Profilaktik) Mastektomi:  Meme kanseri riski çok yüksek olan bazı kadınlarda, bu cerrahi yöntem (çift mastektomi) bir seçenek olabilir. Bu operasyonda, bilinen herhangi bir meme kanseri görülmeden önce her iki meme alınır. Bu operasyonda hemen hemen meme dokusunun tamamı alınırken, küçük bir bir miktar kalmaktadır. Bu operasyon, meme kanseri riskini önemli ölçüde azaltsa da, hastalık,yine de kalan meme dokusunda başlayabilir.

 

Bu tür cerrahi uygulamalarda, çok güçlü nedenlerin bulunması gerekir. Bu cerrahi uygulamanın, bir kadına yardımcı olup olmayacağını önceden bilmenin hiçbir yolu bulunmamaktadır.
Amerikan Kanser Derneği, Yönetim Kurulu, “Bu tür bir önleyici çalışma, yalnızca çok güçlü klinik ve/veya patolojik endikasyonlarda yapılmalıdır” şeklinde görüş belirtmiştir. Bu tür ameliyatlara karar vermeden önce ikinci görüşün alınması şiddetle önerilmektedir.

 

Bir memesinde meme kanseri olan bazı kadınlar, kanser tedavisi yerine bu memenin alınmasını tercih etmektedir, ancak ikinci meme kanserini önlemek amacıyla diğer memeyi de aldırmaktadırlar. Bu durum, ikinci meme kanseri riski çok yüksek olan BRCA mutasyonları bulunan kadınlarda daha sık görülmektedir.

 

Önleyici Yumurtalık Alma (Profilaktik ooferektomi):  Menopoz öncesinde yumurtalıkları alınan ve  belirli gen değişimi (BRCA mutasyonu) görülen kadınlar, meme kanseri riski yarı yarıya veya daha fazla azaltabilir. Bunun nedeni, yumurtalıkların alınmasıyla vücuttaki ana östrojen kaynaklarının ortadan kaldırılmasıdır.

Bu bölüm, yumurtalık kanseri ile ilgili olmamakla birlikte, bu gen değişikliğine sahip kadınların aynı zamanda yumurtalık kanserine yakalanma risklerinin yüksek olduğunu bilmeleri önemlidir. Çoğu doktor bu kadınların çocuk sahibi olduktan sonra yumurtalıklarının alınmasını önermektedir.

 

Son Tıbbi Değerlendirme: 04/09/2012
Son Düzenleme: 22/02/2013
Tüm bu bilgiler American Cancer Society sitesinden alınmıştır. http://www.cancer.org/index

AYIN VİDEOSU

Meme kanserinde erken tanı ve bilmek istediğiniz herşey.

Diğer Videolar

YALNIZ DEĞİLSİNİZ

Hikayelerimizi Paylaşalım

Haydi Sende Paylaş